.itiraf.

Ağustos 22, 2006


Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

İtiraf Dileşçesi
Ihlamurlar çiçek açmış, bense hâlâ burdayım
Kavlimize göre böyle olmayacaktı,
Muhakkak sana gelecektim bir çiçek vakti
Yüreklerinde hasret, seslerinde hasret
Turnalar geçiyor memleket memleket
Bense çaresizlikten bir hurdayım
Akbabaların döndüğü son çukurdayım
Yaşanmamış bir gün, gün değil,
suçu takvimlere bırakamıyorum.
Sebep bir değil, beş değil
Ben birincisini söyleyeyim, ötesi kalsın
Kaderin hükmü bu, temyizi olmaz
Yaşanmış bir süreçtir sana rehin bıraktığım yaz,
Yakamaz, yakıştıramazsın, bugün dün değil,
vefasızlıkla ilgisi yok bunun efendim,
Tek başıma çare üretmekten tükendim
İş karışık, içinden çıkamıyorum…


Bahattin Karakoç

.nefsi.

Ağustos 22, 2006



Firavunun kendisini yeni doğan bir erkek çocuğunun öldüreceğini öğrenmesi neticesinde bir yandan ülkedeki tüm erkek çocuklarını katletmesine karşılık diğer taraftan Hz. Musa’yı sarayında beslemesi gibi, bizi ateşe attıracak bir canavarı (nefsimizi) kendi vücudumuzda kuş sütü ile büyütmüyor muyuz?

.duaa.

Ağustos 22, 2006


“Eğer duada güzel bir nefese sahip değilsen, var yürü de hoş nefesli bir dosttan dua iste.”
Mevlana’nın bu sözü, Nâzenin’e yazılmış dizeleri hatırlattı;

“bir dua kanatlanır seher vakti bir yerden
senin için öyküler diler sahibinden..”

İnsan..!! duanı eksik etmee :)

.ddua.

Ağustos 22, 2006


.şeytana.

Ağustos 22, 2006


Vesveseye kapılmazsan şeytan kahrından ölür!

.Bakara;286.

Ağustos 22, 2006


Bakara;286
“Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işleri yükleme”

.leyl.

Ağustos 22, 2006


 

Dipsiz karanlıklara

bağırıp duruyorum.

Sakın işitme!

Yavuz Bülent Bakiler

.t-uzak.

Ağustos 22, 2006


Tuzağa saçtığın taneler,
Cömertlik sayılmaz ki…

Mevlana

Ağustos 22, 2006

Nil Aşktı

Tuhaf bir esintiydi, çölden geldi.

Odama girdi tütsü misali.

Aklıma düştü Yusuf sonrası ürperti…

Züleyha’nın saçlarını rüzgar serpti çöle

Kara bulutlar ortasında doğdur bir gül çehre!

Yusuf gördü düşünde, düştü Züleyha derde…

Bilinmeli geceleri Mısır’da aşk terazi,

Bi kefesinde Züleyha’nın

Bir kefesinde Yusuf’un kalbi.

Der ki Züleyha; hangi günahın bedelisin?

Kurulmamış bir cümlenin

Utangaç sessizliğisin…

Zindanda bekledi Yakub’un güzeli.

Zindanda gece yıldızsız,

Sabır peygamber kardeşi

Gün döndü, güneş doğdu,

Sabır verdi meyvesini.

Mısır bu yedi yıllık kıtlıktan geçti.

Vazgeçmedi Züleyha’nın kalbi.

Aşk koymuştu adını,

Neylere mahkum olmaktı kaderi.

Bir aşkın piramidi dikilmedi,

Yaşandı sadece kağıda dökülmedi.

Günü geldi, aşkın başı göğe erdi!

Nil aşktı; aşk Mısır’ın kalbine aktı!..

Ümran Hakan

.yakin-beğıyd.

Ağustos 22, 2006


Yakını kasdettiğimizde, uzak kendini bildirir.
Biz yakına yöneldiğimizde, uzak çıkagelir.
Yakına sesleniriz, çıkıp gelen uzak olur.
Biz yakını çağırırız uzak “geldim” der.

Oruç Aruoba