.gnl.

Ocak 27, 2007

 

Bir Dilrubaya düştü gönül,müptelası çok…
Aşkın safası yok değil amma cefası çok…
Yahya Efendi

.itiraf.

Ağustos 22, 2006


Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

İtiraf Dileşçesi
Ihlamurlar çiçek açmış, bense hâlâ burdayım
Kavlimize göre böyle olmayacaktı,
Muhakkak sana gelecektim bir çiçek vakti
Yüreklerinde hasret, seslerinde hasret
Turnalar geçiyor memleket memleket
Bense çaresizlikten bir hurdayım
Akbabaların döndüğü son çukurdayım
Yaşanmamış bir gün, gün değil,
suçu takvimlere bırakamıyorum.
Sebep bir değil, beş değil
Ben birincisini söyleyeyim, ötesi kalsın
Kaderin hükmü bu, temyizi olmaz
Yaşanmış bir süreçtir sana rehin bıraktığım yaz,
Yakamaz, yakıştıramazsın, bugün dün değil,
vefasızlıkla ilgisi yok bunun efendim,
Tek başıma çare üretmekten tükendim
İş karışık, içinden çıkamıyorum…


Bahattin Karakoç

.leyl.

Ağustos 22, 2006


 

Dipsiz karanlıklara

bağırıp duruyorum.

Sakın işitme!

Yavuz Bülent Bakiler

Ağustos 22, 2006

Nil Aşktı

Tuhaf bir esintiydi, çölden geldi.

Odama girdi tütsü misali.

Aklıma düştü Yusuf sonrası ürperti…

Züleyha’nın saçlarını rüzgar serpti çöle

Kara bulutlar ortasında doğdur bir gül çehre!

Yusuf gördü düşünde, düştü Züleyha derde…

Bilinmeli geceleri Mısır’da aşk terazi,

Bi kefesinde Züleyha’nın

Bir kefesinde Yusuf’un kalbi.

Der ki Züleyha; hangi günahın bedelisin?

Kurulmamış bir cümlenin

Utangaç sessizliğisin…

Zindanda bekledi Yakub’un güzeli.

Zindanda gece yıldızsız,

Sabır peygamber kardeşi

Gün döndü, güneş doğdu,

Sabır verdi meyvesini.

Mısır bu yedi yıllık kıtlıktan geçti.

Vazgeçmedi Züleyha’nın kalbi.

Aşk koymuştu adını,

Neylere mahkum olmaktı kaderi.

Bir aşkın piramidi dikilmedi,

Yaşandı sadece kağıda dökülmedi.

Günü geldi, aşkın başı göğe erdi!

Nil aşktı; aşk Mısır’ın kalbine aktı!..

Ümran Hakan

.yakin-beğıyd.

Ağustos 22, 2006


Yakını kasdettiğimizde, uzak kendini bildirir.
Biz yakına yöneldiğimizde, uzak çıkagelir.
Yakına sesleniriz, çıkıp gelen uzak olur.
Biz yakını çağırırız uzak “geldim” der.

Oruç Aruoba

.sukût.

Ağustos 22, 2006




Susun !…
Kulaklarınız sağır
Gözleriniz amâ olsun,
El yordamıyla bulun indiğiniz basamakları
Aşk karanlığınızı nura çevirmiyorsa
Aklınız kürsüden hala düşmemişse
Bir kadının gözlerindeki hüznü anlamıyorsanız
İşaret parmağınız kalbinizin kanayan yerinde değilse
Ve
göğün çanağından bir katre yağmur yağmamışsa üzerinize
geceyi çekmemişseniz uyku diye uyanık içinize
bütün isimleri unutup bir O’nu tesbih etmiyorsanız
ummanında bir kulaç dahi atamamışsanız secdesinde
açılmamışsa kuşluk vakti ellerinizyazık yazık ki
aşk tan nasib/sizsiniz !…*
Filiznur

.La edri.

Ağustos 20, 2006

“Bir gül parmak uçlarınla dokunduğun
Çeşm-i siyahınla suladığın
Sevsen bir gam
Sevmesen bin
İncecikten dolan sızı
Yüreği yakan
Yarını beklerken
Açsa bir gam
Açmasa bin…”

La edri

.nazenin’in adı kaldı.

Ağustos 20, 2006

Anlayamam diyen çok iyi anladı :)
yine dost yüreğinin en güzel yerinden “anlamam” dediği yerden döktürmüş dizelerini :)

HER YÜREĞIN VARDIR YENİLMİŞLİĞİ

I.
vardır her yüreğin bir yenilgisi
bir kırık halkası
yarım kalmış hevesi
geçip giden çilesi

sokağı ıssızdır her şehrin gece
ışıkları sönük
göğü simsiyah
bir şaire düşer
bir de yalnıza ‘ah’

zehir içsen de yârin elinden
şeker tadında yaşanır aşk
bal tadında yaşanır
ipini çekince kader sevdanın
içinde sadece gölgesi kalır

II.
en kolay bozulacak yemindir
sevmemek hayal
düştüğün yerden seni kaldıran
bir şefkatli el olur her zaman
yeniden gelir konar yüreğine
huzursuz bir heyecan

nâzenin, yanılgıları devirmektesin
bu esrar bir gün geçecek elbet
kimse kucaklayan ağladığında
ve kimse üşüdüğünde saran
en çok onu seveceksin

bir dua kanatlanır seher vakti bir yerden
senin için öyküler diler sahibinden
unutursun kederini geçip giden zamanın
içinde en keskin suretleri yalanın
hakikat yüzünü gösterir diye
ümitlendim nâzenin senin için bu gece

III.
kimmiş ağlayan yine
yine kimmiş hıçkıran
uykunun ortasında
ıstıraba sıçrayan

gözyaşı sevmenin alametidir
naif bir yüreğe yakışır ancak
yoksunum bağışla
derdini anlayamam
ve saramam yaranı
ellerim titrek, içimde korku
kaçarım uzaklara
duymayım diye sevda kokusu

buhranı kaçanların en çok yakalanmakmış
bilmesin kaçtığımı bir beyaz yüzlü
düşlerim özgür kanatlanır göklere
duyurma nâzenin başıboşluğumu

.nazenin.

Ağustos 18, 2006

“yeter ki, o nazenin kalbin emir buyursun,
kainat yıkılsa da yüreğimde uyursun…”
n.g

Ağustos 18, 2006

soru.gif 

SORDUM AMA SÖYLEMEZKİ
çıkar çıkar uzaklara bakarsın
yollarını bekledigin kim ola?
deli misin?hasretlik mi çekersin?
mektubunu sakladıgın kim ola?
arada bir hayallere dalarsın,
hal mülküne hatıralar salarsın;
niye sık sık uykuları bölersin?
rüyalarda yokladıgın kim ola?
ahlar tüter her sözünün içinde,
yaş dışında,gam gözünün içinde;
yıllar yılı can özünün içinde,
sevdasını sakladıgın kim ola?
dost diyorsun,kimin dostu?kapalı.
can canan diyorsun üstü kapalı.
türküler söylersin kastı kapalı
mısralara yükledigin kim ola?…
A.Karakoç