.annelere.ithaf.söylacıma…

Ağustos 30, 2007

 

Molla Cami Hazretleri “ Annemi nasıl sevmem ki beni bir müddet cisminde bir müddet kollarında hayat boyu yüreğinde taşıyor.”

.şükür.

Şubat 24, 2007

 

Bir gece vakti Şam’da kaybolmuştuk, ne güzel. Evin önünde bizi bekler gibi duran bir adama selam verdik,Türkiye’den geldiğimizi ve yolumuzu kaybettiğimizi söyledik,”Bu gece sende kalacağız” dedik, şakacıktan, pat diye..

Bir an bile düşünmeden”Ehlen ve Sehlen” demesinmi?

 Kolumuzdan tutup bizi zorla evine sokmaya çalışmasın mı? Zor kurtulduk elinden.Öyle şükrettim ki Rahman ve Rahim olan Allah’a, anlatamam.

Türkler arapları sömürmüş,Araplar Türkleri arkalarından vurmuş, falan filan; onca şovenist edebiyata rağmen bereket kesilmedi ya, Rabbimiz bize hala rahmet ediyor ya, kardeşliğimiz herşeye rağmen yaşıyor ya, nasıl şükretmezsin iliklerine kadar?

Hakan Albayrak

Acı hissetmeyene Allah şifa versin denir mi?

intolerance attention deficit hyper disorder: Bu hastalık sonradan kazanılmıyomuş, yalnızca bu hastalıkla doğulurmuş. O da 10 milyonda 1 ihtimalmiş. Olasılığı çok düşükmüş.

Bu hasta acı hissetmiyormuş. Parmakları kesilse, kolları yansa..

? Bide kalbi kırılsa mesela…?

Tıpta da bu durum “hastalık” olarak geçiyomuş. 10 milyonda bir bu piyangoya vurulanlara Allah şifa versin denirse.. öyle diyorum bende.

.Leyletül Kadr.

Ekim 19, 2006


.Miraç.

Ağustos 22, 2006

                                      
Mirac, Sevgili’nin Sevgili’ye kavuştuğu gecedir.
Kur’an anlatımıyla, Rasulullah s.a.v. Allahu Tealâ’ya iki yay arası, hatta daha yakın olmuş ve O’nu müşahede etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) o sonsuz alemden dönüşünde müminlere hediyeler de getirmiştir.
Şirk koşmayan her müslümanın cennete gireceğinin açıklandığı Bakara Suresi’nin son üç ayeti ve beş vakit namaz.
Şu bir hakikat ki, “namaz müminin miracıdır” ve Allahu Tealâ ile buluşmak ve O’nunla yüz yüze gelmek demektir. Rasulullah s.a.v. Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Kulun, Rabbine en yakın olduğu an, secde halidir.”

Kandiliniz Mübarek olsun..

.Nasuh tevbesi.

Ağustos 22, 2006


Nasuh Tevbesi;
Geçmiş günahlara pişman olmak. Farzları iade etmek. Namaz, oruç, zekât gibi üzerine kazası kalmış olanların kazalarının yerine getirilmesi. Zulüm ile elde edilmiş mal–mülkün sahibine iade edilmesi. Hasımlarla helâlaşmak. İşlenilen günaha bir daha dönmeme konusunda azimli ve kararlı olmak. Nefsini isyanla nasıl besleyip büyüttüyse, şimdi de nefsini Allah’a itaat yolunda öyle eritip küçültmek.
“Allah’a nasûh tevbesiyle tevbe ediniz” (et-Tahrim, 66/8)
mealindeki ayette hem işaret, hem de beşaret vardır.İşaret tevbeye, beşaret de kabul olunacağınadır. Çünkü kabul olunmayacak olsa emrolunmazdı.
“Ey İman eden kullarım! Benden yüz çevirdiniz, gidiyorsunuz. Bana dönün! Öyle bir tevbe ile dönün ki, günah işleyeceğiniz vakitte size nasihat edici olsun.”İşte bu tevbe, nasuh tevbesidir.

Ağustos 22, 2006




İbn Abbas (r.a) Resul-üEkremden rivayetinde: “Midesini dolduran kimse melekut alemine yükselemez” buyurmuştur. *Amellerin en üstünü açlık, nefsin zilleti ise saf (sade) giyinmektir. *

Hasan’ın Resul-ü Erkemden rivayetinde Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur; “ Tefekkür ibadetin yarısı, az yemek ise ibadetin ta kendisidir.” *

İbn Adiyy’in rivayetinde Resul-ü Ekrem çok yiyip içmekle kalplerinizi öldürmeyiniz. Zira kalb bir ekin tarlası gibidir. Fazla su basınca tohumu keser ve çürütür. *

İbn Adiyy’in rivayetinde Resul-ü Ekrem: “Allahu Teala dünyada az içen kimselerle meleklere karşı övünür. Allahu Teala meleklere; “Şu benim kuluma bakın, onu dünyada yemek içmekle ibtila ettim, o sabretti ve onları terk etti. Şahid olun, terk ettiği her lokma için Cennette ona bir derece verin” buyurmuştur. *

Ali bin Hüseyin’den rivayet edildiğine göre Resul-ü Ekrem: “ Şeytan Adem oğluna, kanın damara hulûlu gibi hulûl eder. Onun giriş kapılarını açlık ve susuzlukla daraltın.” *

Ebu Talib-i Mekki şöyle anlatıyor:” Mide saz gibidir. Saz hafif, ince ve içiboş olduğu için güzel ses çıkarır. Mide de boş olduğu vakit daha güzel Kur’an okur. Daha fazla kıamda durabilir ve az uyku ile iktifa edebilir.” *

Resul-ü Ekrem: “ Karnını doyurup uykuya yatan kimsenin kalbi katılaşır, her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da açlıktır.” *

Bu aktarımların dışında, herkesin yiyeceği içeceği, giyeceği yani rızkı olan her nimetin üzerinde ismi yazılı olurmuş ve ancak bunun nisbetince yiyabilir, içebilirmişiz. Ne bir eksik, ne bir fazla.. Bunu duyan kuzenim ve ananecim; “Alah bizim rızkımızı bol vermiş bizde bol bol yiyoruz deyip gülüştüler..” Buna sığınmamak lazım tabi nefis terbiyesinin ilk basamaklarından biri açlıktır..

Bir de tabi şöyle bi durum var “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” 40 kapıdan sorumluyuz.Şöyle komşularınıza bi göz atın 2 kapı sonrasını tanımadığınızı farkedebilirsiniz.. Ne kötü bişi.Oysa islam üzere yaşasak herşey ölçüsünce olacak. Fazlalıklar zekatla gitmiş olacak mesela.. Eksiklik varsa bile yine alınan zekatlarla tamamlanacak..

İnsanlar her bakımdan birbirine muhtaç ve yardımlaşmak zorundadırlar. İnsanlar birbirleriyle yardımlaşıp, birbirlerinin işlerini görmeleri için, Allah bazısının rızkını geniş, bazısının rızkını dar etmiş. Zengini, fakir ve ihtiyaçlı olana vermekle görevlendirmiştir.

Bir kuyumcu var tanıdığımız Ermeni, annem eşyalarının 1/40 ‘ini verebilmek için ölçü yanlış olmasın die AgopBey’e gittik. Adam şaşırdı ne gerek var ki şimdi böyle bişeye dedi. Annem usulünce anlattı.. Adam güldü, yahu herkes böyle yapsa memlekette fakir kalmaz ki dedi..
İdrak etti.. ama.. aması o kdr ötesi yok.

Allah önce idrak edebilmeyi sonra da ona uygun yaşayabilmeyi nasip etsin inşallah…

*Aktarılan Hadis-i Şeriflerin kaynağı; İmam Gazali’nin “İhyau’ulumi’d-din”kitabıdır.Bilgilerinize..

.şuara.

Ağustos 22, 2006

“Kalbine danış, her ne kadar sana fetva verirlerse de, her ne kadar sana fetva verirlerse de,her ne kadar sana fetva verirlerse de.”

*İmam Ahmed bin Hanbel Müsned’inde Vâbise’den rivayet edilmiş bir hadistir.

.nefsi.

Ağustos 22, 2006



Firavunun kendisini yeni doğan bir erkek çocuğunun öldüreceğini öğrenmesi neticesinde bir yandan ülkedeki tüm erkek çocuklarını katletmesine karşılık diğer taraftan Hz. Musa’yı sarayında beslemesi gibi, bizi ateşe attıracak bir canavarı (nefsimizi) kendi vücudumuzda kuş sütü ile büyütmüyor muyuz?

.duaa.

Ağustos 22, 2006


“Eğer duada güzel bir nefese sahip değilsen, var yürü de hoş nefesli bir dosttan dua iste.”
Mevlana’nın bu sözü, Nâzenin’e yazılmış dizeleri hatırlattı;

“bir dua kanatlanır seher vakti bir yerden
senin için öyküler diler sahibinden..”

İnsan..!! duanı eksik etmee :)